Parafikir

Ünlü Finansçı Bahri Alperen Türkmen Tehlikelere Dikkat Çekti

Ünlü Finansçı Bahri Alperen Türkmen Tehlikelere Dikkat Çekti

Bir süredir, bölgesinin ve Dünya ekonomilerinin etkin gücü Türkiye, uluslararası fonlar tarafından kendi denizinde boğdurulmaya çalışılıyor. Türkiye ekonomisi, piyasalarda kurların çok uzun süre yatay seyrini koruması (2017 öncesi) ile birlikte kredibilitenin muazzam seviyelerde olması sayesinde sıcak paraya kolay erişebiliyordu, yeni dünyaya ait tüm bilimsel ve teknolojik gelişmeleri iç pazardaki kazançlarıyla daha ucuza elde edebiliyordu. ‘Denge ekonomisi’ diye üzerine basa basa söylediğimiz rol-model esasında bunun hayata geçirilmiş haliydi.

Ekonomilerde güven sunulması gereken üç ana dinamik vardır:

Yerleşiklere sunulan güven

Yabancılara sunulan güven

Girişimcilere sunulan güven

2017 yılı öncesinde yerleşiklere, yabancılara ve girişimcilere sunulan güven, endeksler baz alındığında Cumhuriyet tarihinin en üst seviyelerine ulaştı. Kredi Risk Swap’i (CDS) olarak adlandırdığımız uluslararası kredi güveni ise yine bu dönemde muazzam seviyelere taşınmayı başarmıştı. Ucuz ithal girdilerin müthiş dönüşümü bizi yine 2017 öncesine götürmekte ve uzunca bir süre bu rüyayı yaşatacak.

Yabancılara sunulan güven, üç ana dinamik arasında en çok önem arz eden endekstir. Yabancı yatırımcının ülke ekonomisine güven seviyesi nispeten ‘iyi’ bir seviyeye ulaştırıldığında, sıcak para girişi sağlanır ve bu da doğal olarak döviz girdisi olarak ele alınır. Yabancılar, ülke ekonomisine yatırım yapmak istediklerinde önce mevcut hükümetin politikaları için masaya oturur ardından yerleşikler ile işbirliğine gider. Bu işbirlikleri, domino etkisi yaratarak; sıcak para girişlerinin de etkisiyle yerleşiklerin güven endeksini de otomatik olarak yükseltir. Yerleşikler, yapılan bu yatırımlardaki pastadan %10 ila %60 oranında direkt olarak faydalanabilir. Yabancılara güven sunmadan yerleşiklere sunulan güvenin had safhaya ulaşabildiği ülke ekonomileri yalnızca ambargoya maruz kalmış ülkelerden oluşur. Serbest piyasa ekonomilerinde ise bu durum teknik olarak mümkün değildir ve yabancı yatırımcıya bağımlı durumdadır.

Girişimcilere sunulan güven ise buluşlar veya mevcudu geliştirmek açısından (uzun perspektif) yine vazgeçilmez bir endekstir. Yerleşiklerin Ar-Ge noktasında yapacakları yatırımlar, yabancılara göre her zaman daha düşük seviyelerde kalmıştır. Devlet destekli ekonomi politikaları dışında yerleşiklerin Ar-Ge yatırımları yüzdesel dilimde çok düşük bir seviyededir.

Türkiye’nin bu noktada gerçekleştirmesi en elzem politika ise yeniden Batı’ya yönelmektir. Bu yönelme esnasında ise; Avrupa Birliği’ne katılım süreci ile yasadışı faaliyetler sebebiyle yine aynı Batı’nın Türkiye’yi ve hükümetlerini karalama kampanyaları asla unutulmamalıdır. Körü körüne bir bağlılık olmadan, dik duruşla dünyaya entegre yapımızı bir şekilde sürdürebilmemiz (o noktaya dönebilmemiz) gerekiyor. Batı’nın ülkemizi Suriye, Avrupa Birliği, Filistin, Irak, S-400, patriot, terör faaliyetleri konularında köşeye sıkıştırma ve yalnız bırakmaları asla akıllardan çıkarılmamalı ancak ekonomik faaliyetlerde yalnızlaştırılmaya çalışılmasının ise acilen önüne geçilmelidir.

Ekonomiler içgüdülerle değil, gerçeklerle hareket eder. Her zaman dediğimiz gibi; piyasalarda beklentiler satın alınır, gerçekler satılır.

Bir önceki yazımız olan Tuvalet Kağıdına Zam Geldi 60 Tl Oldu başlıklı makalemizde tuvalet kağıdı 60 tl, tuvalet kağıdı ne kadar oldu ve Tuvalet Kağıdına Zam Geldi hakkında bilgiler verilmektedir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ